GÖZLEMLEMEK BİR SANATTIR



gözlemlemek bir sanattır

   Günler uzamaya, havalar ısınmaya başladı. Mutluluk dozunun bir miktar daha arttığı zamanlardayız şimdi. İnsanlar daha bir neşeli oluyor sanırım, havalar güzelleşince ve günler uzayınca, yapılacaklar çoğalıyor, gezmeler, okumalar, kahve molalarını açık hava yerlerde yapmaya başlamalar filan.

  Her zaman izleyici olarak hayatın bir köşesinde oturdum. Gezmeye bile gitsem insanların eğlencelerine ortak oluyorum. Onlar bu aktiviteleri yaparken insanları da izlemeyi eksik etmiyorum. Tabi kimseyi rahatsız etmeden ve izleniyormuş duygusunu yaşatmadan, benimki daha çok gözlemlemek.

  Ayvalık'ta meydan vardır. Meydanda karşılıklı iki durak, ben liseyi orada okudum. Otobüs beklerken o durağa oturur insanların koşuşturmacalarını izlemekten çok büyük keyif alırdım. Sonra insan büyüdükçe insanların hareketlerine daha çok anlam, yüklüyor. Herkesin kendine has mimikleri, davranışları konuşmaları onların duygularını gözler önüne seriyor. Bir insanın bakışından onun niyetini  anlamanız çokta imkansız bir şey değil. İyi bulduklarımı atıyorum hafızaya, kötülere ise, ben böyle olmamalıyım demek ki diyorum.

  Gözlem yapabileceğiniz en iyi mekanlardan biri de hastanelerdir. Dün diş ağrısıyla doktora gittim. İyi ki sabah erkenden gitmişim. İlk muayene sırasını aldım, daha doktorlar gelmemişti bile. Devlet diş sağlığı merkezlerinde çalışan doktorları, fabrika işçilerine benzetiyorum bazen. Odaya girdiğinizde yana yana dizilmiş beş dişçi koltuğu, arada paravanlar ve her bir koltuğun başında bir doktor. Hastaların biri giriyor, biri çıkıyor. Koltuklara oturan hastalarda fabrikadan çıkması gereken malzemeler. Ama buna rağmen doktorlar gerçekten ilgili ve anlayışlı. Sadece ilk defa gidiyorsanız ve daha önceleri özel bir dişçiye gitmişseniz bu kalabalık ortamı biraz yadırgıyorsunuz. Ama ben daha önce de gittiğim için, deneyimliyim artık daha rahat hissediyorum.

  Yaşlı bir amcam benden hemen sonra sırasını aldı geldi oturdu. Onun doktoru başka belli ki onu bekliyor. Neyse benim doktor geldi, muayene etti beni ve filme gönderdi. Buralarda film sırası biraz yoğun oluyor ama çalışanlar takır takır film çekiyorlar. Yarım saat kadar bekledim sanırım o kadar kalabalığa iyi bile. Filmi çektirip, doktora haber verdim. Onlar bilgisayardan bakacaklar ve ona göre tedavi başlatacak doktor. Ben film sırasındayken, benden sonraki hasta koltuğa oturmuş bile, beni bekleyecek halleri yok tabi sonuçta herkes hasta. Başladım beklemeye, amca da hala bekliyor. Doktoru çıkıyor bir ara kapıdan, "kızım ne oldu bizim dişler" anlıyorum ki, ya dişleri yapılacak ya da ölçü alınacak, çünkü amcanın ağzında diş yok. "Amca bende senin gibi bekliyorum, laboratuvar dan gelmeleri lazım" derken biri geçiyor, " ne oldu bizim amcanın ölçüler, hadi ama hasta 1,5 saattir bekliyor." dedi Doktor. Sevindim biliyor musunuz, gerçekten doktorun personelini fırçalamasına değil elbet, belki onun elinde değildir ama doktorun hastayı anlamasına sevindim. Demek ki dedim, sadece çok iyi problem çözen matematik yapan ve sınavları geçip "yürü ya kulum" sayesinde doktor olmamış bazıları. Gerçekten içinde insaniyet duygusuyla doktor olmuşlarda var. Sağ olsun. Onun gibi insan derdinden anlayan doktorlarımız çok olsun.

   İnsanın yaptığı işte bile içinde bir insaniyet olacak. Eğer yok ise yaptığı iş ne kadar iyi olursa olsun, kişi ne kadar yetenekli olursa olsun, içinde insaniyet yok ise hiç bir şeye yaramaz.

   Bu aralar Oyuncu Anne Şermin Çarkacı' nın  Sihirli Değnek kitabını okuyorum. Bu kitaba ayrıca bir yorum yazısı yazmayacağım için bir alıntı ile yazımı bitirmek isterim.

  "Hayat nerede ineceğinizi kendinizin tayin edemediği uzun bir yolculuk. Mutluluk bir hedef değil. Bu yolculukta hissettiklerin, yaşadıkların gördüklerin, göremediklerin, merak ettiklerin söylediklerin, tanıştıkların, duyduklarında mutluluk. Eğer mutluluğu yolun sonuna koyarsak belki ulaşamadan inebiliriz trenden. Mesele yola çıkmadan önce onuda alabilmekte. Mesele halihazırda içinde olduğun bu uzun yolcuğun tadını çıkarabilmekte."
Mutlu kalınız.

Adam Mutlu

Efendim ben İlhan Cavit Sayar, 1986 yılında Samsunda dünyaya gelmişim. Ancak oradan ayrılıp başka başka şehirlerde yaşadım. En sonunda da üniversiteyi kazanarak Ankara ya geldim. İletişim Fakültesi Radyo Televizyon Sinema mezunuyum, özel bir dizi yapım şirketinde Video Kurgu işi yapıyorum.

18 yorum:

  1. doktor da 1,5 saat bekletmeseymiş keşke:)
    Allah düşürmesin de çok az böyle empati kurabilen doktor(devlette) hepsi sinir küpü. hastalar da öyle. savaş alanı gibi hastaneler. bıraksan herkes birbibirini boğazlar :)
    oyuncu anneden alıntı da çok güzeldi Adammutlu. Sağlıklı günler olsun inşallah tez zamanda iyileşirsin.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Doktor bekletmemişte laboratuvar bekletmiş amcayı. Teşekkür ederim, ilaçlar iyi geldi sorun yok.

      Sil
  2. Öyle doktorları da bulmak çok zor artık. Özel hastaneye gidersen çok iyi davranıyorlar o ayrı. Ama devlet hastanelerinde sorun yaşayabiliyorsun. Azarlar gibi konuşan doktorlar falan. hepsi için geçerli değil tabi dediğiniz gibi. :)
    Benim kardeşimde doktor ve annem sürekli o doktorlar gibi olma, azarlama hastalarını derdi öğrencilik yıllarından bu yana. :)
    Her zamanki gibi büyük keyifle okudum yayınını. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkürler beğenmeniz mutlu etti beni. Özeller başka canım paran varsa en iyi şekilde bakılırsın ama devlete doktorun seni muayene etme süresi 10 dk. sanırım, onlarda her gün bin bir çeşit insanla uğraşıyorlar zor iş.

      Sil
  3. Çok güzel bir yazı olmuş yeniden. :) Annemin denk geldiği bir dişçi vardı. Neredeyse 5-6 randevuda diş ölçüsünü ala ala bitiremediler. En sonunda yapıldı diş, takıldı bu defa da annem ağzımda durmuyor dedi. Yapılan iş hangi meslek mensubu olursa olsun, dediğiniz gibi öncelikle insaniyet olmalı ve yapılan işin hakkı verilmeli. :) Şimdilerde çoğu doktor da insaniyet denilen kavram yok. Gözlük yazılmıştı bana aynı anda yanımda yaşlı bir hasta amca vardı. Gözlük yazmışlar özel hastaneden ama 75 lira. Amca ödeyemem oğlum sen yaz ver alayım dedi. Doktor ''Olmaz! Alacaksınız, beni ilgilendirmiyor. Biz reçete yazmıyoruz.'' diye azarladı yaşlı başlı adamı. Yokluktan da anlamıyor kimi. O gün çok kötü olmuştum üzüntüden.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim. İnsaniyet yapılan her şeyde lazım olmayınca insan olunmuyor ki! Doktor olmuş ama insan olamamış işte.

      Sil
  4. Değişik bir girişle girip farklı bir konuyla noktalamışsınız elinize sağlık, keyif aldım okurken :) Bağlantılar çok güzeldi ;)
    Fabrika benzetmesine çok güldüm :D
    Hep söylerim, sağlık ve eğitim sektöründe çalışanlar için ciddi bir psikolojik eğitim ve sınav şart! Herkes bu meslekleri icra etmemeli.

    Geçmiş olsun diyorum :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim. Meslek icra etsinler de dediğiniz eğitimleride ceplerine koysunlar değil mi :)

      Sil
  5. Adam Mutlu! gerçekten de gözlemlemek sanat...
    hastaneye gidince benim enerjim çekiliyor sanki yaa girer girmez bir tuhaf oluyorum, çaresizlik, acizlik, şükür hep karışıyor, ağır geliyor... Ruhsuz doktor görünce de çıldırıyorum :(((
    Kitap yorumunu merak ettim ;)
    Ellerine sağlık!

    Kore Fenomeni

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yorumunuz için teşekkür ederim. Burada gözükmüyor tema linke izin vermiyor sanırım, ah bi anlasam düzelteceğim de neyse Sevgili Gökhan Tekin le bir çalışma yapacağız tasarım için.

      Sil
    2. bende öyle şey yapmazdım oysa yeni ekleme oldu, pek anlamadım düzelteyim ben onu :)

      Adam Mutlu! gerçekten de gözlemlemek sanat...
      hastaneye gidince benim enerjim çekiliyor sanki yaa girer girmez bir tuhaf oluyorum, çaresizlik, acizlik, şükür hep karışıyor, ağır geliyor... Ruhsuz doktor görünce de çıldırıyorum :(((
      Kitap yorumunu merak ettim ;)
      Ellerine sağlık!

      Sil
    3. İşte en güzel dua Allah sağlık versin oluyor. Kimseyi hastanelere düşürmesin düşenin de yardımcısı olsun. Doktorların işi zor gerçekten genelleme yapmak istemem ama sadece biraz insaniyet o kadar. Sihirli Değnek kitabına yorum yazmayacağım ama ara ara alıntılarla aktarmaya çalışacağım. sevgiler :)

      Sil
  6. her meslek grubunda iyiler de kötüler de var. ve doktorlar da insan. özeldeki de devletteki de.. devlette o kadar kalabalıkta hep güzelyüzlü olmaya çalışan da var; özelde beş karış suratla çalışan da.. veya öğrencinin halinden anlayan, oyunla öğretmeye çalışan öğretmen de var, okuldan soğutan da..arabada hasta çocuğu görünce tamam geç abla diyen trafik polisi de var, gereksiz iki saat bekleten de..genellemeleri hiç sevmiyorum :(
    geçmiş olsun bu arada nasıl oldu dişiniz; kurtuldu umarım? ilaçlarla ağrı geçti diye ihmal etmeyin ağrı başladıysa ihmal çekime götürür;beklemek işi zorlaştırır .

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Genelleme yapmamaya çalışmıştım örnek vererek ve eğitim sistemine atıfta bulunurak, yoksa tabi ki bin çeşit insan var.
      Daha iyiyim sorunum diş etlerinden kaynaklanıyor gibi gözüküyormuş kontrol var mayısta, Sağ olun tekrar :)

      Sil
  7. Çürükler bir gün sistem dışı olacak gibi bir ütopyam var benim..
    Bu ütopyayı gerçekleştirebilmek için insanların sevdikleri meslekleri de yapmaları birincil şart aslında... Geldik mi yine cesaret meselesine :/
    Bu sefer konuyu uzatmadan kıpkırmızı elmalar candır can diyeceğim :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bizim yetiştirdiğimiz nesiller sevdikleri işleri yapar umarım ve ütopyanız gerçek olur :) teşekkürler yorumunuz için.

      Sil
  8. Gözlemlemek bir sanattır ne güzel söylemişsiniz. Bu sabah kan vermek için devlet hastanesindeydim. Bir amca önümde sıradaydı. Eli yüzü düzgün, hareketleri kibar. Ama pantolonu toz içinde. Acaba dedim, yolda düştü mü, ya da yıkayamadı mı, yıkayanı mı yok, ya da işi gereği mi kirlendi. Beni aldı sorular. Düşündükçe üzüldüm. Gözlemleyebilmek güzel şey ama maalesef ki benim gözüm hüzünlü insanlar seçiyor. Yüreğim dağlanıyor.
    Sevgiler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Maalesef her zaman herkese iyi gelemeyiz ve yardımcı olamayız önemli olan çıkardığımız ders ve şükür sebebi, üzmeyin kendinizi, Sevgiler

      Sil