VİCDANSIZ ADALET OLUR MU?



vicdansız adalet
    Hava çok soğuk, dışarıda olanlara takılıyor insanın aklı. şimdi kediler ve köpekler bile ısınmak için bir barınak arıyorlar, eğer birileri çöpün kenarına akşamdan kalan yemek artıklarını bıraktıysa, çok mutlu oluyorlar, minnettar kalıyorlar onu oraya bırakan insana, kim olduğunu bilmeseler de. Bir de dışarıda kalan insanlar var, çocuklar hele, dünyanın en masum varlıkları, hangi kapta büyüdülerse ona göre şekil halan masum ruhlar.

     Empatiyi fazla kurmak insana bir noktadan sonra ağır gelir, bir dozu olmalı bunun, her zaman birilerini düşünerek yaşamıyoruz maalesef. Ama vicdan bu elde değil. Bazen kızıyorlar bana, o çocukları anaları,babaları salıyor sokağa acısınlar da daha fazla para versinler diye, doğrudur, ne yapsın yavrucaklar o parayla ekmek yiyecekler belki de, belki yemeyecekler aileleri ellerinden alacak parayı, ama para getirmezlerse de azar işitecekler belki de dayak yiyecekler, ne yapayım düşünüyorum işte. Her zaman değil, gördüğümde, karşıma çıkmaları tesadüf değil, yaşadığım hayata şükür  etmem için çıkıyorlar belli ki.

     Küçük oğlumla markete, gittik bir akşam, hava soğuk, iki minik geldi yanıma, "abi bir ekmek parası" dedi daha büyük olan, diğeri de kardeşi, üç dört yaşlarında. Önce dedim ki, ya boş ver hangi birine yetebilirim ki, sonra oğluma baktım, o şanslıydı benim kollarımda, sıcak montunun içinde ve benim korumamdaydı, çok şükür dedim. O çocukların hiç bir günahı yoktu, onları akşam saatinde havanın en soğuk olduğu zamanda dışarıya gönderen ailelerin deydi günah. Biraz para verdim ikisi için, sonra markete gittim gözlerim onlardaydı başka birilerine bakınmaya devam ettiler, işimizi bitirdikten sonra oğlumun çok sevdiği süt dilimlerinden aldım, dışarıda ki minikler içinde aldım. Dışarı çıktığımda etrafı şöyle bir taradım, kimsecikler yoktu ortalıkta, belki de dedim onlara verdiğim azıcık para, onların eve dönmesine yetmişti, belki dedim bir ihtimal, o para sayesinde daha fazla dışarıda kalmaları gerekmedi. Süt dilimlerini de verebilseydim, daha mutlu olurdum, yine de içimde bir mutluluk ile gittim eve, oğluma baktım çok şükür dedim.

   O para nereye gider, ne yaparlar hiç düşünmedim, belki yemek aldılar, belki de benim maaşımdan daha fazla para biriktirdiler o gün, her şey bir tezgahtı, sürekli kandırıyorlardı bizi, duygularımızı vicdanımızı sömürüyorlardı. Ne yapalım, bizde düzenin diğer tarafındayız, ne olursa olsun o 4-5 yaşlarında ki çocuklar, akşam saatinde sokakta durmayı haketmiyorlardı. Ne demişler "İyilik yap denize at."

    Kime söylesem, kiminle paylaşsam ne yapsam, bir türlü değişmeyen düzen, bazı insanların hayat alışkanlığı olmuş olabilir, bu insanlar dilenmeden yaşayamazlar belki de, çok zengin olsalar da. Haberlerde okuyoruz bazen, dilencinin evi arabaları varmış, vefat edince ortaya çıkmış. Değişik bir şey neden bir insan hayatını böyle yaşamak istesin ve çocuklarını da bu hayata dahil etsin, nereye sakladık vicdanımızı, aklımızı..

    Adaletli olmak eşit olmaktan daha iyidir, bir karikatür var bunu anlatan, yapan kişinin emeğine saygı duyduğum için buraya koymuyorum, ama İnternet de  bulursunuz, eşitlik-adalet diye yazsanız yeter. Eşit haklara sahibiz değil mi? Hepimiz aynı ülkenin vatandaşıyız ve eşitiz. Peki adalet var mı, yaşadığımız hayatta, kendinizi ele alın çalıştığınız kadar kazanıyor musunuz? Hiç sanmıyorum, karnımızı doyuracak kadar işte, hayatımıza koyduğumuz, ailemizden edindiğimiz standartı koruyacak kadar. Bazılar için kombiye gaz almak büyük dert iken, bazıları eve kömür taşımak zorunda, az odun kırmadım zamanında, çok şükür o odunu bulabiliyorduk, marketten kömür alabiliyorduk.

    Zengin çok zengin oluyor. Hep derim para parayı çeker, aynı haklara sahiptik eşittik, o çok kazandı ve hala kazanıyor. Beş tane evi var, her bireyin bir arabası ve daha fazlası, o kadar doyumsuzus ki yetmiyor bir tane, hepsinden bir kaç tane olsun, bazı ülkeler evlenen çiftlere ev veriyormuş duydum bunu, araştırın karşınıza çıkar, bizde başını sokacak bir evi paran varsa kiralayabiliyorsun. Bu konu daha böyle gider, başka zaman da bunun üzerine yazarım, zaten bu ülkenin evlatlarında böyle içerik malzemesi çok.


    Yani biz o çocuklarla eşitiz ama, hayat bana sağladığı adaleti onlara sağlayamadı. Kim sağlayacak bu adaleti, ne zaman sağlayacak? Biz yürürken insanları gördüğümüzde ne zaman diyebiliriz ki, adalet onlar da var, acımama gerek yok, ben ne alıyorsam onlarda alıyor? Karmaşık bir konunun,  karmaşık duyguları. Karanlık ruhumun aydınlık yüzü! Mutlu kalın..

Adam Mutlu

Efendim ben İlhan Cavit Sayar, 1986 yılında Samsunda dünyaya gelmişim. Ancak oradan ayrılıp başka başka şehirlerde yaşadım. En sonunda da üniversiteyi kazanarak Ankara ya geldim. İletişim Fakültesi Radyo Televizyon Sinema mezunuyum, özel bir dizi yapım şirketinde Video Kurgu işi yapıyorum.

2 yorum:

  1. Evlenen çiftlere ev veren ülke yalnış hatırlamıyorsam Kuzey Kore idi. Bir blog yazısında okumuştum. Halka internetin yasak olduğunu ve Kore halkı, devlet tarafından üretilen bir sitemle 3 sınıf 50'ye yakın kategoriye ayrıldığını okumuştum. Gücü eline geçiren komünist'te olsa sapıtıyor. Sevgili Marks ve Engels Kuzey Kore'yi görseydi "bizim yazdıklarımız bunları yazmadık nasıl okudunuz bizi" derlerdi...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kesin öyle söylerdi, bir şekilde eline gücü geçiren sapıtıyor demek ki, ama yinede insanca adalet bir gün sağlanacaktır. Teşekkürler katkınız için :)

      Sil